
''Ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim.Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.''
Albert CAMUS
Albert CAMUS
24 Kasım 2011 Perşembe
23 Kasım 2011 Çarşamba
Bülent Arınç ve Şike
''Kanun uygulama safhasına yeni girmiştir. Uygulamada eksiklikler
ortaya çıkarsa bu daha sonraki süreçte değerlendirilir. Şike olaylarının
soruşturulduğu zamanda, 'bu kanunu değiştirin' taleplerini, altını çizerek
söylüyorum, şahsen olumlu bulmam. Bu Hükümet konusu değildir. Bakanlar
Kurulu'nda konuşulursa sonuçları size açıklarım.Şu anda 25 yılını avukatlık
ve geri kalan kısmı hukukçu olarak geçiren bir arkadaşınız olarak söylüyorum.
Biz bu kanunu oynamak için yapmadık, uygulansın diye yaptık. 'Biz bu kanun
altından kalkamayız' düşüncesi kulüp yöneticilerin acziyetini gösteriyor. Hiçbir
kulüp birkaç taraftarın esiri değildir. O taraftarlar yanlış yapıyorsa
sorumluları hakkında yasal işlem yapılır. Kulüplere düşen desteklerini bu
insanların arkalarından çekmeleridir. Herkesin ailesiyle futbol seyretmeyi,
sporun bütün çeşitlerini izlemeyi arzu ettiği dönemde sayıları birkaç yüzü
geçmeyen şiddet taraftarı insanlar yüzünden bundan mahrumiyet düşünülemez. Bu
talepleri masum, haklı bulmuyorum. Bir Bakanlar Kurulu tasarısı haline gelmediği
sürece kanun teklifi olarak verilir. Bunu da hangi parti verir; onu da ibretle
takip ediyorum. O parti hakkındaki düşüncelerimi de sizlere ifade ederim.''
ortaya çıkarsa bu daha sonraki süreçte değerlendirilir. Şike olaylarının
soruşturulduğu zamanda, 'bu kanunu değiştirin' taleplerini, altını çizerek
söylüyorum, şahsen olumlu bulmam. Bu Hükümet konusu değildir. Bakanlar
Kurulu'nda konuşulursa sonuçları size açıklarım.Şu anda 25 yılını avukatlık
ve geri kalan kısmı hukukçu olarak geçiren bir arkadaşınız olarak söylüyorum.
Biz bu kanunu oynamak için yapmadık, uygulansın diye yaptık. 'Biz bu kanun
altından kalkamayız' düşüncesi kulüp yöneticilerin acziyetini gösteriyor. Hiçbir
kulüp birkaç taraftarın esiri değildir. O taraftarlar yanlış yapıyorsa
sorumluları hakkında yasal işlem yapılır. Kulüplere düşen desteklerini bu
insanların arkalarından çekmeleridir. Herkesin ailesiyle futbol seyretmeyi,
sporun bütün çeşitlerini izlemeyi arzu ettiği dönemde sayıları birkaç yüzü
geçmeyen şiddet taraftarı insanlar yüzünden bundan mahrumiyet düşünülemez. Bu
talepleri masum, haklı bulmuyorum. Bir Bakanlar Kurulu tasarısı haline gelmediği
sürece kanun teklifi olarak verilir. Bunu da hangi parti verir; onu da ibretle
takip ediyorum. O parti hakkındaki düşüncelerimi de sizlere ifade ederim.''
Yukarıda ki açıklama Bülent Arınç'a ait, sanırım Ekim ayı başlarında yapmıştı bu açıklamayı. İbretle takip ediyorum aklıma gelmişken sizlerle de paylaşmak istedim. Siyasetçi deniyor işte bunun gibi adamlara, değer olarak 5 para etmezler bana kalırsa merak ediyorum yapacağı ikinci veya bilmem kaçıncı açıklamayı..
Minik Oğuz

Van Erciş'den gelen minik Oğuz ve abisi Yasin dün akşam takımımız ile birlikte seremoniye çıkmışlar. Minik Oğuz gerçekten çok minik ama her Trabzonsporlu gibi yüreği büyük. Hemen yanında ki abisini ve tribünde olan ablasını da Trabzonsporlu yapmış daha şimdiden.
Oğuzu ve ailesini Van'dan getirip misafir etme ve ağırlama fikrini kim akıl ettiyse kocaman bir teşekkürü hakediyor.
21 Kasım 2011 Pazartesi
18 Kasım 2011 Cuma
DROGHEDA UNİTED

Kardeş kulüp Drogheda United. Resmi sitelerinden açıklama yapmışlar, Trabzonspor ile Ocak veya Şubat aylarında hazırlık maçı yapmak istiyorlar. Henüz olumlu ya da olumsuz cevap verilmemiş Trabzonspor kulübünden. Niye bu kadar uzattıklarını anlamış değilim? Kimse fikstürden maç trafiğinden bahsetmesin. Karedeş kulüp seçtikmi Drogheda'yı o zaman vereceksin olumlu cevabını ve oynayacakın hazırlık maçını bu kadar basit. Çünkü sen büyük bir kulüpsün, herşeyi para olarak görmezsin bezen kardeşlik bazen gönül bağı çok ayrı değerler katar futbola. Türk futbolu zaten bitmiştir evet Türk futboluna ithafen söylüyorum içinezdiki İrlandalılar olarak her hangi bir Türk takımıyla herhangi bir maç yapmaktansa Drogheda United ile hazırlık maçı yapmak çok daha keyif verir ve çok daha anlamlıdır Evet evet bu Mustafa Denizli'ye gelsin .Ayrica Sizin sevemediğiniz Osmanlı'yı bu İrlandalı kardeşlerimiz seviyor ve saygıyla anıyorlar, bu da beni zaten içinizdeki İrlandalı yapmaya yetiyor ve artıyor.Bu da Padisah Vahdettini, Sultan Abdulhamit'i okumadan etmeden elestirmeye calisan örümcek beyinli ahrazlara gelsin.
17 Kasım 2011 Perşembe
Futbol şiddettir, futbol adam dövmektir..
Aziz Yıldırım ve saz arkadaşları mecliste ki dört partiyi biraraya getirmiş. Bu ne uyum böyle gözlerimiz yaşardı doğrusu. Allah bozmasın diyoruz ve sizi vicdanlara havale ediyoruz.
12 Kasım 2011 Cumartesi
11 Kasım 2011 Cuma
Matthias Holst

Hansa Rostock'lu oyuncu. Özelliği her maç sahaya çıkmadan sakallarını kesmesi, ne mi oldu bir sene önce hiç hesaba katmadığı sakatlığı onu bu hale getirdi, evet bir senedir sakallarını kesmiyor bu arkadaş.. Matthias'ı görünce aklıma fenerli Volkan geldi. Sözüm ona Aziz Yıldırım metristen çıkana kadar kesmiyecekmiş. Ben ihtimal vermiyorum ama eğer sözünü tutarsa Volkanın şimdiki haline de bakarak en azından bir beş yıl sonra çok iğrenç bir profil ortaya çıkabilir. Allahtan o sözü veren fenerli volkan yoksa Trt1 izlediğim kanallar arasından tamamen çıkabilirdi.
28 Ekim 2011 Cuma
Burak Hood

Dakika içine olabildiğince sığdırılmaya çalışılan, hatta kimi zaman, zamanı verimli kullanmak adına(!) bir küfrü yarıda bırakıp diğerine geçmeye çalışan bir ruh haliydi bizimkisi… Bordo-Mavi’ye aşık olan herkes iddia edebilirdi ki, o orta aslında öyle açılmaz,o çalım da öyle atılamazdı… Öyle depar atılamazdı çocuk, çünkü sen ivmene hakim olup defansı bozana kadar kademe yaparlardı sana, Türk Futbolunda, defansın ardına koşu öyle kolay yapılamazdı çocuk, türküsü bile söylenebilirdi; ‘’Depara kalkma çocuk bu Türk Futbolunda, seni avlarlar…’’Sabırsızlıklar ve sol omuzun ağırlığını her maç günü artıran günahlar eşliğinde geçti 2 yıl önceki süper ligin ikinci yarısı. Bir Burak Yılmaz heyulası kol geziyordu futbol sahasında, günah sebebiydi adeta ve hocası da sanki şehre inat oynatıyordu onu… Yapılan hatalar herkesi çıldırtıyor, düşmanı kıs kıs güldürüyordu.''Ne buluyor şu adamda, tutunamadı işte zaten hiç bir yerde, biz mi adam edecekmişiz, peh!'' sesleri bir ve ya birkaç kişilik küçük gruplardan değil, taraftarın büyük kısmından gelen seslerdi… Fakat bir şey oluverdi. O şey öyle kuvvetli bir şeydi ki, çok değil, kısa bir zaman önce-yarım sezon bile değil- yaradanın Trabzonspor taraftarına sınav olarak verildiği düşünülen Burak Yılmaz, bir heyuladan çıkmış, bir büyük fırtınaya dönüşüvermişti… Herkes merak ediyordu bunu, ulusal medyasından yereline kadar… Fakat hepsinden çok Trabzonspor taraftarının kafasında ciddi soru işaretleri oluşuverdi: ''Ula noliy?''. İşte bu kadar aniden oldu Burak Yılmaz patlaması diyebiliriz hepimiz.Ama aslı öyle değil… Filozofların halinden filozoflar anlar bence. Ki her filozof da, birbirini anlayamaz. Çoğu zaman yalnız kalır filozoflar. Ve düşünürler. Yeryüzünde filozoflar dışında ki insanların tümüne ''düşünemeyen ama düşünecek aklı olan varlıklar'' ismi takılabilir. Çünkü gerçek şudur ki, filozof felsefe yapar ve felsefe de düşünmenin öğrenilmesidir. İşte bizler, düşünecek aklı olan ama düşünmeyi unutan insanlar olduğumuzu anladık; Burak Yılmaz’ı, Burak Yılmaz’dan çok düşünmüş bir futbol filozofu sayesinde. Şenol Güneş, bir futbol filozofu olduğunu kanıtladı… Düşünmeyi zaman kaybı olarak gören insanların yaşadığı bu zaman da, düşündü… Düşündüğü şey üzerine kafa yordu… Bizler, düşünmemizi engelleyen ve bir dizi monoton sınırlar içerisindeki kalıplaşmış hayatımızda düşünemiyorduk ama o düşündü ve başardı… Şenol Güneş başardı, Trabzonspor taraftarının gözardı edilemeyecek kadar büyük bir çoğunluğu artık düşünmenin önemini anladı… Ne yani? Şimdi bu futbol filozofu bize felsefe mi öğretti? Hayır… Onun öğrettiği sadece düşüncenin temel yapıtaşlarının kıymetiydi.''Sen kimsin?'' sorusunun cevabını uzun süre düşünmüş olmalı Burak Yılmaz… Ki o soruya yine kendisi cevap verdi ve onun cevabı kiminin hayallerinin, kiminin kabuslarının yorumu oldu… Kendisini buldu, içerisindeki Burak Yılmaz’ı belki o da yeni öğrendi, sonuçta biz de bildik kendisini. Onun bu soruya verdiği cevap sayesinde, bizlerde aynanın karşısına geçip kendimize bu soruyu cesur bir şekilde soruverdik; ''Biz kimiz?''. Ve bu sorunun cevabını yine 17 numaranın sayesinde rahatça bulabildiğimizi düşünüyorum.Kendisi bizim pişmanlıklarımızın en büyük simgesi… Onun için ağzımızdan çıkan kötü sözleri kendi aklımız bize hatırlattıkça utanıyoruz kendimizden ve her seferinde düşüncenin temel sorusunu hatırlıyoruz; ''Sen kimsin?''… Bu soru bizi dinç tutuyor ve düşünmeye devam ediyoruz. Şöyle ki; artık bizler biliyoruz ki sağ kanattan açılacak orta, tam da onun açtığı gibi açılır. Ve yahut sırtı rakibe dönük ve ya yüz yüze çalım atıldı mı onun attığı gibi atılır. Hele ki o defans arkasına yapılan koşular, tam olarak onun koştuğu gibi koşulur… Herkesin emin olduğu bir şey var ki; Burak Yılmaz’ın yaptığı güzellikleri, kimse onun kadar güzel yapamaz… Burak Yılmaz’ın ortaya çıkardığı bu özellikler, ilk defa bir yerli forvet oyuncusunda görülüyor. Elbette çeşitli özelliklere sahip çok yetenekli Türk Forvetler gördü bu ülke, ama Burak Yılmaz kadar bu özelliklerin hepsine sahip bir yerli forvet gelmedi daha yeşil sahalara. Aslında; belki de şu anda bir sürü yeşil sahada onun gibi yetenekler vardır, ama tek eksikleri kendilerine sormaları gereken, iki kelimeden oluşan bir sorudur? Kim bilebilir ki…Ortaya çıkardığı pek çok özellik ile yerli forvetlerden beklentileri yukarıya taşımıştır Burak Yılmaz. Bu yüzden doğaldır ki, beleş olarak görülebilecek şekilde üne kavuşanlar ona hırsız diyebilirler… Burak Yılmaz bir hırsızdır. Burak Yılmaz, hak etmediği şöhreti yakalayanların, günümüzde gördükleri saygıyı aslında hak etmeyenlerin, oturduğu yerden para kazananların ve genellikle para ile her şeyi satın alabileceğini sanan para babalarının tüm şan, saygı ve özgüvenlerini çalmıştır…Çalmakla kalmayıp,çaldıklarını hak edenlere dağıtmıştır… Bu yaptığının adı bu coğrafyada yiğitlik yerine hırsızlık olarak tanımlanıyorsa, Burak Yılmaz hırsızdır.Şanı,saygıyı ve özgüveni hak edenler, Burak Yılmaz sayesinde hak ettiklerine kavuşmuşlardır…Burak Yılmaz, kendisinden yüzlerce güzel anılar ve başarılar çalan,futbol hayatının bir kısmını çalıp ona eziyet eden İstanbul’dan emeğini söke söke geri alıyorsa ve bunun adına İstanbul’da hırsızlık deniyorsa Burak Yılmaz büyük hırsızdır… Eğer hırsız demeye yüreğiniz yetebiliyorsa bugün, sigorta poliçenizi de gururla sallamanızı bekleriz bizler. Hani nerde?Birleşik Krallık topraklarında da bir heyula kol gezerdi kimine göre… Kimine göre ise büyük bir fırtınaydı betimlemesi, Robin Hood derlerdi ona… Para babaları ve para babalarının kulaklarının kiriyle beslenenler,para babalarının göbeklerinde yaşam formu olarak yaşamaya devam edip,para babalarının kalın enselerindeki katların arasında sıcacık yuvaları olanlar tarafından emek hırsızı olarak ifade edilirdi… Fakat emeğinin karşılığını yıllardır alamayan ve onun sayesinde nihayet emeğinin karşılığına azda olsa kavuşmuş halk tarafından,ağaçlar,çiçekler, böcekler tarafından kahraman olarak ifade edilirdi…Burak Yılmaz bir hırsızdı… Ağzı para ile doldurulmaktan gurur duyanlar için bir emek hırsızıydı, emeğinin gerçek hak edişini kendisi sayesinde alanlar tarafından ise kalp hırsızıydı… Modern futbolun Robin Hood’una selam ola… Selam sana Burak Yılmaz.
Dipnot: Ülke olarak fazlasıyla sıkıntı içerisinde olduğumuz bugünlerde,yazılacak ve konuşulacak o kadar konu vardı ki, elimiz klavyeye futbol için gitmiyordu,gitmek istemiyordu… Dua vaziyetinden geri durmak istemiyordu avuçlarımız ama bunu yapmak zorunda kaldık.Ülkenin sıkıntılı günlerinde bile kendi çıkarları için iftira atan insanlara saygı göstermiyoruz.Göstermeyeceğiz. Söylediklerinden ve yazdıklarından hemen sonra kendilerine tutamadıkları aynayı, bizler yüzlerine tutacağız…Güneşin yansıttığı ışığımızla beraber.Saygılar.
http://www.bordomavi.net/ 'den Barış BURAK'a yazı için teşekkürler.
http://www.bordomavi.net/ 'den Barış BURAK'a yazı için teşekkürler.
26 Ekim 2011 Çarşamba
25 Ekim 2011 Salı
7000

Uzun zamandır yazmadık, yazamadık değil yazmak içimizden gelmedi. hakkı yenilen bir camianın taraftarı olarak kafamızda onlarca şüphe varken bile bu duyduklarımıza gördüklerimize inanamadık. Bizler televizyondan birilerinin polis eşliğinde o hastaneden adliyeye, adliyeden nöbetçi mahkemeye nöbetçi mahkemeden o hastaneyi beğenmedi diye başka hastaneye ordan yine mahkemeye oradan da metrise seyrü seferini izlerken koca bir sezon da film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyordu. Normalde bu haksızlıkları bu sayfalardan haykırmak gerekirken kendini yorumcu diye ekranlara pazarlayan midesizleri izledikçe elimiz kolumuz varmadı klavyeye dokunmaya, kendi içimize kapanıp mümkün olduğunca uzaktan seyretmekle yetindik. Yanlış yaptık, hata ettik belki daha çok bağırmalıydık ki insanlar iyilerin de kazanabileceğini görsünler öğrensinler.. Bahsi geçen sürece katkımız çok az oldu ama iddaanamenin açıklanmasından sonra Şenol Güneş'in "Parayla yapılamayanı, emeğimizle, dürüstlüğümüzle, calışarak yaptık. Tarih bunu da yazar." sözünü irdeleyeceğiz az kaldı.
14 Ekim 2011 Cuma
3000

sahalarımızda görmek istemediğimiz görüntüler! aman yarabbi. malesef gerçek. bir acaip tff kararı daha ve ilk uygulama avniakerde. habere göre izdiham yaşandı ezilenler bayılanlar varmış falan filan.. sonuç olarak tek mahrem yerimiz vardı o da elden gidiyor ama ne olursa olsun fenerli 40 binden daha dik duracakları kesin.
3 Ekim 2011 Pazartesi
Futbol Filozofu
Tribüncü kanca bıyıklı abimiz, efsaneye reis atkısı nasıl taklılırı öğretirken..."the socialism i believe in is everybody working for the same goal and everybody having a share in the rewards. that’s how i see football, that’s how i see life"
"inandığım sosyalizm herkesin aynı amaç icin calistigi ve herkesin odullerden pay aldigidir. futbolda da , hayatta da boyle dusunuyorum"
"inandığım sosyalizm herkesin aynı amaç icin calistigi ve herkesin odullerden pay aldigidir. futbolda da , hayatta da boyle dusunuyorum"
Bill SHANKLY
23 Mart 2011 Çarşamba
Kolpalığa Devam
G.Birliği Başkanı İlhan Cavcav'ın Trabzonspor maçı sonrası ortaya attığı ve büyük yankı uyandıran iddialarının gerçek dışı olduğu ortaya çıktı.Gözlemci Kadir Tozlu'nun raporuna göre ; Maçın devre arasında soyunma odası koridorunda Gençlerbirliği Yardımcı Antrenörü Mustafa Kaplan ile Trabzonsporlu futbolcu Burak Yılmaz yan yana yürürken bir sohbet havasında kısa süreliğine tartıştılar. G.Birliği yardımcı antrenörü 'Sahanın zemini çok kötü, ikili mücadelelerde dikkat edin. Bu zemin sakatlıklara davetiye çıkarır. Zaman zaman çok sert oynuyorsunuz' dedi.
Burak Yılmaz da 'Bunları bana neden söylüyorsun, şampiyon mu olacaksınız sanki. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Kimsenin sakatlanmasını istemeyiz' dedi. Burak Yılmaz daha sonra G.Birliği soyunma odasının önünden geçerek (Soyunma odalarının yerleşim planı gereği, Burak'ın G.Birliği soyunma odasının önünden geçmeden Trabzonspor'un soyunma odasına gitmesi mümkün değildir) Trabzonspor'un soyunma odasına gitmiştir."
Ortaya attığı iddialarla Trabzonspor'un büyük tepkisini çeken İlhan Cavcav'ın Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmesine gerek görülmedi. Aynı şekilde Burak Yılmaz da PFDK'ya verilmedi. Öte yandan İlhan Cavcav dün yaptığı açıklamada "Uzun yıllar şampiyonluğa susamış Trabzonspor'a şampiyonluk yakışır'' dedi.
Futbol Federasyonu Temsilciler Kurulu Başkanı Kemal Dinçer de yaptığı açıklamada, İlhan Cavcav'ın iddiasının doğru olmadığını söyledi. Dinçer, "Burak Yılmaz, İlhan Cavcav'ın söylediği ve medyada da yer aldığı gibi G.Birliği futbolcularına, 'Fener'e de böyle mi oynadınız köpekler' ve 'Şampiyon mu olacaksınız ulan' şeklinde sözler söylememiştir. Raporlarda bu tür ifadeler yer almamaktadır" şeklinde konuştu...
Burak Yılmaz da 'Bunları bana neden söylüyorsun, şampiyon mu olacaksınız sanki. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Kimsenin sakatlanmasını istemeyiz' dedi. Burak Yılmaz daha sonra G.Birliği soyunma odasının önünden geçerek (Soyunma odalarının yerleşim planı gereği, Burak'ın G.Birliği soyunma odasının önünden geçmeden Trabzonspor'un soyunma odasına gitmesi mümkün değildir) Trabzonspor'un soyunma odasına gitmiştir."
Ortaya attığı iddialarla Trabzonspor'un büyük tepkisini çeken İlhan Cavcav'ın Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilmesine gerek görülmedi. Aynı şekilde Burak Yılmaz da PFDK'ya verilmedi. Öte yandan İlhan Cavcav dün yaptığı açıklamada "Uzun yıllar şampiyonluğa susamış Trabzonspor'a şampiyonluk yakışır'' dedi.
Futbol Federasyonu Temsilciler Kurulu Başkanı Kemal Dinçer de yaptığı açıklamada, İlhan Cavcav'ın iddiasının doğru olmadığını söyledi. Dinçer, "Burak Yılmaz, İlhan Cavcav'ın söylediği ve medyada da yer aldığı gibi G.Birliği futbolcularına, 'Fener'e de böyle mi oynadınız köpekler' ve 'Şampiyon mu olacaksınız ulan' şeklinde sözler söylememiştir. Raporlarda bu tür ifadeler yer almamaktadır" şeklinde konuştu...
Son olarak Trabzonspor'un yaptığı açıklamada şöyle '' Kulübümüzden Gençlerbirliği maçı nedeniyle SAHA OLAYLARI ile ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHURAT gerekçesiyle savunma istendi.
Buna göre SAHA OLAYLARI başlığıyla yer alan sevk maddesinde taraftarlarımızın 397 adet koltuk kırarak bunların bazılarını sahaya attıkları ibaresi yer aldı.
Yine taraftarlarımızın muhtelif dakikalarda ettikleri küfürler ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHURAT maddesi altında belirtilerek savunmamız talep edildi.
Bahsedilen savunma talebi, ilgili birimlerimiz tarafından hazırlanarak süresi içerisinde PFDK’ya gönderilecek...''
Çok rahat anlaşılıyorki herhangi bir soyunma odası olayı gündemde yok...Yalancının mumu yatsıya kadar yanmadı bile...Kızamıyorum daha bunlara...Alanzinho çok pis vuruyor uzaktan...
Kolpa Basın Volume Bilmem Kaç...
Hürriyet gazetesinin dün, haber diye yayınladığı yazılardan biri...Ahmet Ercanlar imzasını taşıyor.Tamamen suni bir gündem oluşturmaya yönelik bir haber...
Kendisine göre bir penaltı istatistiği yayınlanmış.En çok penaltıyı kimin aldığından değil kimin aleyhine verildiğinden-verilmediğinden başlıyor.Amaç belli MHK ve Federasyona sinyali çakmak.
Fakat bunu yaparkende istatistikleri kendilerine göre yorumlamayı ve de kelime oyunları oynayarak iğrençliklerini sergilemekten de geri durmuyorlar.
''SPOR Toto Süper Lig’in son 10 yılındaki 4 Büyükler’in penaltı raporuna bakıldığında ilginç bir istatistik ortaya çıkıyor' şeklinde başlayan yazı 'Trabzonspor’a karşı son yıllarda tek bir penaltı verilmezken, son 3 sezonda en çok penaltı düdüğü ise Fenerbahçe aleyhine çalınmış'. diye devam ediyor
Nerde 10 yıllık rapor..?.Niye 3 seneye indirgedin bunu...? Ne sıfatla bir ulusal gazetede Fenerbahçe goygoyculuğu yapıyorsun..? Alanzinho nasıl vurdu 90'da?...
İşte Süper Lig'in penaltı raporu
----------------------------------------------------------------------------------------------
Ahmet ERCANLAR
22 Mart 2011
İşte Süper Lig'in penaltı raporu
Trabzon aleyhine ligde tam 63 hafta ve 688 gündür penaltı düdüğü çalınmıyor. F.Bahçe ise son 3 sezonda aleyhine verilen 9 penaltı ile zirve yapmış durumda.
SPOR Toto Süper Lig’in son 10 yılındaki 4 Büyükler’in penaltı raporuna bakıldığında ilginç bir istatistik ortaya çıkıyor. Bu sezon averajla 2. sırada bulunan Trabzonspor’un aleyhine tam 63 haftadır penaltı düdüğü çalınmıyor.
Son olarak 2008-09 sezonunun 30. haftasında Kayserispor’u 4-1 yendiği karşılaşmada aleyhine penaltı düdüğü çalınan ve o günden bugüne kadar tam 63 haftadır ve 688 gündür aleyhine penaltı verilmeyen bordo mavililer ilginç bir rekora doğru ilerliyor.
Trabzonspor’a karşı son yıllarda tek bir penaltı verilmezken, son 3 sezonda en çok penaltı düdüğü ise Fenerbahçe aleyhine çalınmış. Bu süreçte sarı lacivertliler, rakiplerine verilen 9 penaltı ile zirve yapmış durumda. Galatasaray ve Beşiktaş’ın aleyhine ise 7’şer penaltı kararı verilirken, Trabzonspor aleyine ise 3 kez penaltı noktası gösterilmiş.
Fenerbahçe aleyhine bu sezon verilen 3 penaltının, ikisini kaleciler Volkan ve Mert kurtarmayı başardılar.
Kendisine göre bir penaltı istatistiği yayınlanmış.En çok penaltıyı kimin aldığından değil kimin aleyhine verildiğinden-verilmediğinden başlıyor.Amaç belli MHK ve Federasyona sinyali çakmak.
Fakat bunu yaparkende istatistikleri kendilerine göre yorumlamayı ve de kelime oyunları oynayarak iğrençliklerini sergilemekten de geri durmuyorlar.
''SPOR Toto Süper Lig’in son 10 yılındaki 4 Büyükler’in penaltı raporuna bakıldığında ilginç bir istatistik ortaya çıkıyor' şeklinde başlayan yazı 'Trabzonspor’a karşı son yıllarda tek bir penaltı verilmezken, son 3 sezonda en çok penaltı düdüğü ise Fenerbahçe aleyhine çalınmış'. diye devam ediyor
Nerde 10 yıllık rapor..?.Niye 3 seneye indirgedin bunu...? Ne sıfatla bir ulusal gazetede Fenerbahçe goygoyculuğu yapıyorsun..? Alanzinho nasıl vurdu 90'da?...
İşte Süper Lig'in penaltı raporu
----------------------------------------------------------------------------------------------
Ahmet ERCANLAR
22 Mart 2011
İşte Süper Lig'in penaltı raporu
Trabzon aleyhine ligde tam 63 hafta ve 688 gündür penaltı düdüğü çalınmıyor. F.Bahçe ise son 3 sezonda aleyhine verilen 9 penaltı ile zirve yapmış durumda.
SPOR Toto Süper Lig’in son 10 yılındaki 4 Büyükler’in penaltı raporuna bakıldığında ilginç bir istatistik ortaya çıkıyor. Bu sezon averajla 2. sırada bulunan Trabzonspor’un aleyhine tam 63 haftadır penaltı düdüğü çalınmıyor.
Son olarak 2008-09 sezonunun 30. haftasında Kayserispor’u 4-1 yendiği karşılaşmada aleyhine penaltı düdüğü çalınan ve o günden bugüne kadar tam 63 haftadır ve 688 gündür aleyhine penaltı verilmeyen bordo mavililer ilginç bir rekora doğru ilerliyor.
Trabzonspor’a karşı son yıllarda tek bir penaltı verilmezken, son 3 sezonda en çok penaltı düdüğü ise Fenerbahçe aleyhine çalınmış. Bu süreçte sarı lacivertliler, rakiplerine verilen 9 penaltı ile zirve yapmış durumda. Galatasaray ve Beşiktaş’ın aleyhine ise 7’şer penaltı kararı verilirken, Trabzonspor aleyine ise 3 kez penaltı noktası gösterilmiş.
Fenerbahçe aleyhine bu sezon verilen 3 penaltının, ikisini kaleciler Volkan ve Mert kurtarmayı başardılar.
19 Mart 2011 Cumartesi
Mevzu Derin
10 Mart 2011 Perşembe
O gün aşkı buldum...
Frankfurtta Çatışma


Geçen haftasonu oynanan ve 0-0 berabere biten Frankfurt-Kaiserslautern maçı öncesi Frankfurt tren istasyonunda mevzular yaşanmış. Kaiserslautern taraftarı trenle Frankfurt deplasmanına geldkikleri anda Frankfurtlular tepelerine binmiş. Eintracht Frankfurtlular bir kaç kafa göz toplamışlar istasyonda...Ultras bir tribün işte, misafirperverliğinden ne beklersinki....=)
Alttaki videoda maç günü Frankfurt taraftarının şehir turu ve tribün performanslarının özetini izleyebilirsiniz...
9 Mart 2011 Çarşamba
Fenerbahçe Bizi Tahrik Etti
''Fenerbahçe cephesinde ise Andre Santos ile Lugano, 26. haftada oynanacak olan Galatasaray derbisinde forma giyebilmek için Gençlerbirliği maçında kart görerek cezalı duruma düştü. Fenerbahçe bizimle oynayacağı maçta bu futbolcuların oynamayacak olmasını bir dezavantaj olarak görmedi. Demek ki bizden sonra oynayacakları maçları bizden daha zor görüyorlar. Bu kendi açılarından doğaldır. Ancak bizi de tahrik eden bir durumdur. Bu gelişme de bize farklı bir motivasyon getireceğine inanıyorum''
Konyaspor teknik direktörü Yılmaz Vural bugün bu açıklamaları yapmış...Maç sonrasında şayet Fener'den puan alabilirse ''Bu Fenerbahçe'yi sadece ben şampiyon yapabilirim'' açıklamasını bekliyorum Yılmaz Vural'dan....
Fenerbahçe Medyası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










